Sunday, September 04, 2011

4 Ocak 2006,
Adres çizgifilmci.com
Ridvan Çevik, Eskisehir

Başlık: Yorumlu, canlandırma terimleri sözlüğü 2006, 1. Basım

Merhaba, forumun bu köşesinde katkılarınızla bir Türkçe
Canlandırma Terimleri sözlüğü oluşturmayı ümit ediyorum.

Günlük konuşmalarımızda anlaşmazlıklar çok. Bunun bir nedeni,
dilimizdeki kelimeleri yeterli derecede kullanmak yerine, az
sayıda kelime kullanarak anlaşmaya çalışmamız, seçtiğimiz
kelimelerin tam olarak anlatmak istediklerimizi karşılamaması
ve unuttuğumuz kelimelerin yerine türettiğimiz "uyduruk"
kelimeleri yeğlememiz.

Ey ahali, bizim mesleğin de en vahim sorunlarındandır bu.
İletişim! İletişemiyoruz... anlayıp anlaşalım diye bu sözlük
hizmetinizde, huzurlarınızda "start!"…????!!! veriyorum..”

Diyerek başladığımız sözlük, başta Desenbey hocamız olmak üzere katılım sırasıyla başarmuluk, bandit, Mufasa, anil, evdeki adam, Yildiray Cinar, jeremiah, yucelcavdar, belit, eylemkocyigit… rumuzlu arkadaşların katılımı ile 26 günde 6 sayfayı hızla doldurmuş bulunmakta ve bu sayfalara yenileri eklenmekteydi.

Aradan 5 sene geçti. Bugün bir cizgifilmci.com ne yazık ki yok. (bu adrese şimdi tıkladığınızda açılacak sayfanın yukarıda belirttiğim forumumuzla da yakından uzaktan ilgisi yok. O yüzden hiç açıp, tıklanma oranlarını boşuna yükseltmeyin) . Ama Türkçe terimlerin eksikliği devam ediyor.

Bu eksikliği elimden geldiği kadar gidermek için işe, elimde kayıtlı bulunan 6 forum sayfasının özeti ile başlamaya karar verdim. Özetlerden sonra sözlük büyümeye devam edecek, ümit ediyorum. Bir anlamda bunaYorumlu, Canlandırma Terimleri Sözlüğü’nün 2. Basımı diyebiliriz.

Böyle bir sözlüğe ne gerek var diyenler hemen gugıl’da “animation” u “sörç yapıp” çıkan hareketli görüntüleri izlemeye koyulsunlar, yazacaklarım onlara yaramaz. Biz de burada derdimizi rahatça anlatabilmenin; sözün bittiği yerde çizimle anlatmaya alıştık ama çizimin olmadığı yerde de sözle anlaşmanın tadını arayalım.

Başından hemen belirteyim, dil uzmanlığı gibi bir savım yok. Dilbilimde yürekten çalışanlara özel ve büyük saygı duyarım. Olabildiğince Türkçe yazmaya çalışacağım. Bu yazılar yalnızca, bir çizgi filmcinin meslek dilini kendi diliyle, içtenlikle konuşma çabasıdır.

Canlandırma Terimleri Sözlüğü ile ilgili inandığım şu: Türkçe tüm kavramları fazlası ile karşılayabilecek köklü bir dildir. Dilimize güvenim tamdır. Biz unuttuysak, hor gördüysek, aşağıladıysak dilimizin suçu ne? Katkılarınızı bekliyorum.

Friday, June 24, 2011

Çamur yada hamur


Geçen gün Yunus ile sahne tasarımı üzerine konuşurken ağzımdan şunlar dökülüverdi.

Çamur yada hamur silgi

Sanatla ilgilenen herkes bu silgileri bilir. Plastik bir poşet içinde satılır. Kıvamı ne çok sert ne de yumuşaktır. Bildiğimiz silgi kadar iyi silmez, sildiği zaman hafif bir iz bırakır. İşte ben bu silgiyi çok severim. Özellikle tasarım yaparken bu silgiyi kullanırım. Neden mi? Yaptığınız hata tamamen silinmez de ondan. Böylece aynı hatayı tekrar yapmazsınız. Yani, önceden yaptınızı ,isterseniz, görmeniz mümkündür. Bu, tasarımcının çeşitlemeler yapıp arasından dilediğini seçme yada ilk yaptığı çizimi beğense bile, sonraki çizimleri eleyip ilk yaptığına gönül rahatlığı ile "evet, yine de bu en iyisiymiş" diyebilme özgürlüğünü sağlar.

Kimileri bu silgiye hamur, kimileri de çamur der. Hamur insanda hep olumlu duygular uyandıran bir kelimedir. Tokluk, bereket demektir. Ama çamur asla. Genellikle atılır izi kalır cinsinden lanet bir şey olarak bilinir. Halbuki eskiler insanın çamurdan yaratıldığını söylese de özümüzün çamurdan değil hamurdan olması kulağımıza daha hoş gelir. Hamur ya da çamur, ben ikisinin de baktığınız açıya göre aynı olabileceğini düşünüyorum. Şöyle anlatmaya çalışayım. Çamur, biliyorsunuz toprak ve sudan oluşur. Çamuru kötü yapan suyunun çok oluşudur. İşte aynılık burada. Hamur nedir, un ve su. Un nereden oluşur malum.Olay kıvamı tutturabilmekte. Yoksa toprak ve su da kıvamında bir araya geldiğinde ortaya tokluk ve bereket ortaya çıkmaktadır. Özetle ne olduğu değil nasıl olduğu önemlidir. Ha hamur ha çamur, yeter ki fazlalıklar gitsin. Eksiği siz tamamlarsınız

Tasarıma dönecek olursak karşımızda kağıt ve kalem. Hadi tekno kardeşlerimizi gücendirmeyelim, monitör ve tableti yada dokunmatik hangi ve icat edilecek her ne varsa o olsun. Olay, eserde çizgi ve boşluğun nasıl bir araya getirildiğindedir. Varlık ve yokluğun düzenlenmesi ile oluşacak tasarımlar, sanatçının deneme yanılmaları ile biçimlenecek, her deneme bütünün içerisinde birbirini etkileyerek, gidecek yada kalacakları gösterecektir. Tekrar aynı çizimi yapacak dahi olsanız tasarım budur. Yoksa sanatçının yada adayının oturup esin beklemesini ya da "o müthiş tasarımı" kafasında görüp sonra kağıda aktarma düşlerine dalmasını boş buluyorum. O zaten geleceği varsa şimşek gibi çakar ve sizin bir şey yapmanıza gerek kalmaz. Oysa birşeyler yaptığınız anda akılda çakıverme olasılığı yükselir. Bilmiyorum, en azından bende öyle oluyor. Evet düşleyin, ama yaparak (okuyarak,çizerek, bakarak,araştırarak...) suyu az mı geldi ekleyin, çok mu geldi hemen diğerinden katın. Ne de olsa silginiz var, hamur yada çamur. O silgi, hatadan ders çıkarın yada sildiğinizin aslında doğru olduğunu farkedebilin diye var. Şunu da ekleyeyim, hiç bir silgi tamamen si-le-mez!, siz ne kadar sildiğinizi sansanız da.. Tabi kağıdınızı fazla eskitirseniz, onun dönüşü yok.Ve bu değerli kağıdınızdaki varlık da yokluk da başınızı döndürebilir, sakının. Ne atacağınız tek bir nokta için sonsuz kağıdın derdine düşmek, ne de ufacık bir kağıdı ebediyete kadar milyon tane çizgi ile doldurmak zorundasınız.

Son olarak şunları paylaşmak istiyorum: 1) Şimdi, şu an, çizgilerinizi akıllıca atın yoksa yazık; yeteneğiniz, emeğiniz ve kağıdınız ziyan olma tehlikesi ile karşılaşır 2) Hatalı çizim yapma hakkınız her zaman var, ama atarken kendinizin bile inanmadığı çizgi, hamuru yada çamuru bozar.

Friday, October 22, 2010

conan

çok gözardı edilmiş, saklı kalmış hazine gibi bir çizgi dizidir.. mirai shonen conan, işte ilk bölümü..

Monday, September 20, 2010

Tuesday, February 03, 2009

38 saatte 1 film




Mantar ekibi olarak bu seneki çizgi film bayramı için 38 saatte yaptıgimız kısa çizgi film. Ankara'dan dostlara da selamlar teşekkürler :)
A 38 hour film we created as Team Mantar for the Hand Drawn day. No commercial value, just for fun !!! :)

Monday, December 29, 2008

Wednesday, November 26, 2008









Geçen aylar içerisinde öğrencilerle yaptığımız 4x2.5 metre çapındaki praxinoskop
the giant praxinoscope (4x2.5 meters)we made with some students a month ago

Tuesday, July 15, 2008

Friday, July 04, 2008




Wednesday, April 02, 2008

Yagmur Makami


Did you ever think of where do birds go when the weather is rainy? This is a student movie we made with some of my students. Wonderful music by famous composer Goksel Baktagir... enjoy!!

Wednesday, August 02, 2006

Seward Street'den bir ceviri

Cizimde Dogru Yerlestirme

Bugün kalemle canlandırmayla ilgili önemli bir konudan soz etmeyi unuttugumu farkettim(patronum hatirlatti).

Bilgisayarla canlandırıyorsanız isin büyük kısmını bilgisayar kendiliginden halledecektir. Güzel bir pozu nereden geliyor nereye gidiyor dusunmeden elde edebilirsiniz. Bilgisayar canlandırmanın bu kısmı zaten akıcıdır ve uzerinde dusunme gerektirmez. Genel olarak belirtmek gerekirse olup bitiverir.

Fakat canlandırmanızı çizerek yapıyorsanız canlandırmanın nereden gelip nereye gittiğini hesaba katmalısınız. Poz çok etkileyici görünebilir fakat mesela el sahneniz içinde göze batıyorsa yeniden çizmeniz gerekir.


Bunu daha iyi açıklayabilmek için çizimle anlatalım. Goreceğiniz ilk resimde mavi eli-4. kare bağladığımı varsayalım. Ve bunu yaparken el için oluşturduğum hareket yayını tamamıyla yok sayıyorum. Ve uzun uğraşlardan sonra farkediyorum ki meğer yanlış yerleştirmişim.

Dolayısıyla masamın arka ışığını yakıyor ve böylece çizimlerimdeki hareket akışını aklımdan çıkarmıyorum.

Solda düzelttigim cizimi görüyorsunuz. Diger cizimleri henuz baglamadım fakat 4. kareyi guvenle dogru bir sekle getiriyorum. Simdi size buradan yazdigim bu sey Richard Williams ın kitabında da aciklanmakta.

Sadece tekrar geldiginizde hatirlamaniz icin bir seydi.

Kaynak:
http://www.sewardstreet.com/2006/03/drawing_the_cor.html

Monday, January 30, 2006

Hi everyone!



Here is the first post. I draw this poster for my seminar in Anadolu University.